Evliliğe Dayalı Green Card Sürecini Yaşayan Bir Müvekkilin Hikâyesi
ABD’de evliliğe dayalı Green Card süreci, birçok çift için yalnızca hukuki bir başvuru değil; aynı zamanda belirsizlik, bekleyiş ve duygusal dayanıklılık gerektiren bir hayat sınavı. Bu röportajda, süreci yakın zamanda başarıyla tamamlayan mülakata Ekim 2025’te Cleveland’de giren bir müvekkilimiz, isim vermeden kendi deneyimini ve bu yolculuğun hayatında yarattığı dönüşümü anlatıyor.
Açıkçası kendimi hep “araf”ta hissediyordum. Ne buradaydım ne de gerçekten bir yere ait gibiydim. Çalışamıyordum, plan yapamıyordum. Green Card sahibi birinin sahip olduğu haklara sahip değildim. Her sabah uyandığımda “Bugün ne olacak, ileriye dair neyi planlayabilirim?” diye düşünüyordum. Sürekli bir endişe ve belirsizlik hâli vardı.
Belirsizlik. Ne kadar kalabileceğim, ne zaman bir şeylerin netleşeceği, bundan sonra hayatımı nasıl kuracağım… Bunların hiçbirinin cevabı net değildi. Sürekli plan yapmaya çalışıyordum ama plan yapacak zemini bulamıyordum. Bu insanı gerçekten yoruyor.
Eşimin hayatıma girmesi benim için çok büyük bir dönüm noktası oldu. Çok sosyal biri değilim, hayatıma çok insan girmez. Ama onunla tanıştıktan sonra hem kişisel hem duygusal anlamda çok değiştim. Daha önce hiç bu kadar uzun süreli, iki kişilik bir hayat yaşamamıştım. Bana bambaşka bir bakış açısı kazandırdı. Biri sizi olumlu yönde değiştirmeye başlıyorsa, doğru yerde olduğunuzu hissediyorsunuz. Aşk bir tercih değil ama bazen insanın hayatını baştan aşağı dönüştürüyor.
Kesinlikle. Türkiye’den geliyorum ve buradaki kültür çok farklı. Sadece evlilik değil, günlük hayatta bile insanlar arası iletişim çok farklı. Alışveriş yapmak, biriyle konuşmak bile başta zordu. Bu geçişi onunla birlikte yaşamak her şeyi çok daha kolaylaştırdı. Hatta bazen birbirimize “Biz evleneli daha kısa süre oldu ama sanki 10 yıllık evliyiz” diyoruz.
En zor kısım belirsizlikti. Araştırdıkça stresim arttı çünkü herkes farklı bir şey söylüyordu. Bir sorunun onlarca cevabı vardı. Herkes kendi yaşadığını doğru gibi anlatıyordu. Bu da insanı yanıltıyor. O noktada profesyonel destek almamız gerektiğine karar verdik. Araştırarak Okanlaw’a ulaştık. Belgeleri nasıl toplayacağımız, nasıl ilerleyeceğimiz netleşince stres de azaldı.
Biraz uzun sürdü ama bu bizim için iyi bir şeydi. Çünkü fark ettik ki çok fazla anı biriktirmişiz. Çok gezdik, ailelerle vakit geçirdik. Bunların hepsi belgeye dönüştü. Belgeleri toplarken “iyi ki bunu da yaşamışız” dediğimiz çok şey oldu. Her şeyi aceleyle değil, içimize sinerek yaptık.
“Her gün batımı bir sonraki gün doğumunun habercisidir ve her gün batımı kendinden sonraki gelecek olan güneşe gebedir. Bizim hikayemiz böyle başladı. Çok fazla gün batımı izledik ama her yeni gün doğumunda çok şey de gerçekleştirdik. Umut, sabır ve emek ile arkadaştır.”
Açıkçası dosyalama sürecinden bile daha stresliydik. Mülakata giderken çok heyecanlıydık. Avukatımızla bir ön hazırlık yapmıştık ama insan yine de düşünüyor: Başkalarının yaşadıkları, reddedilenler, sorgulananlar… Ama mülakat çok sakin geçti. Güvenlik soruları soruldu, adımız, doğum tarihlerimiz, aile bilgilerimiz soruldu. Birkaç kez “Her şey çok iyi” dedi memur. Sonra “Tebrikler, onaylıyorum” dedi. Görüşme yaklaşık 10 dakika sürdü. Yumuşak, stressiz ve beklediğimizden çok daha rahat geçti.
Ben detaycı biriyim. Evimizle ilgili yaptığım şeylerin bile fotoğraflarını koymuştum. Aileyle çekilen fotoğraflar, ziyaretler, küçük anlar… O detaylar dosyayı gerçekten güçlendirdi. Sonradan bakınca “iyi ki bu kadar özen göstermişiz” dedim.
Oldu. Başvurudan sonra bekleme süresi insanı zorluyor. Bir noktada “Acaba çok mu bekledik, bir sorun mu olacak?” diye düşündüm. Ama eşim bana hep şunu söyledi: “Biz birbirimizi seviyoruz, çok şey paylaştık. Gerekirse bir yıllık anıyı bir ayda biriktirdik deriz.”
Ailesinin desteği de çok büyük oldu. Sabretmeyi öğrendim.
Okanlaw ekibinden aldığım destek, sürecin neredeyse her aşamasında beni rahatlattı. Açıkçası çevremde çok fazla “Başvurunu yaparsın, sonra avukata ulaşamazsın” gibi yorumlar duyuyordum. Bunun göçmenlik süreçlerinde yaygın bir algı olduğunu fark etmiştim. Ancak Okanlaw’da her attığım e-postaya aynı gün içinde mutlaka yanıt aldım. Hatta bazen sorduğum soruyu bile unutmuş oluyordum; cevabı çoktan gelmiş oluyordu. En ufak ayrıntıları bile sormaktan çekinmedim ve hiçbir zaman bu sorular nedeniyle olumsuz bir yaklaşım görmedim. Ekip her zaman aynı sabır ve profesyonellikle yaklaştı. Bu da sürecin gerçekten güvenle ilerlediğini hissettirdi. Bu yüzden kendimi çok şanslı ve minnettar hissediyorum.
Göçmenlik sürecinde konuştuğum bazı arkadaşlarım “Neden kendin yapmadın?” diye sordu. Evet, bazı insanlar bu süreci kendi başına yürütebilir; ancak ben işimi şansa bırakmayan biriyim. Profesyonel destek almayı bilinçli olarak tercih ettim ve bugün geriye dönüp baktığımda bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu görüyorum. Hatta danışmanlık arayanlara kendi deneyimimi gönül rahatlığıyla anlatıyorum; aldığınız hizmetin karşılığını fazlasıyla verdiğinizi düşünüyorum.
Beni en çok etkileyen noktalardan biri de bakış açınız oldu. Sosyal medyada ya da bültenlerinizde yalnızca hukuki bilgiler değil, günlük hayatta gerçekten işe yarayan, insanı yalnız hissettirmeyen paylaşımlar yapıyorsunuz. Bu süreç sadece bir dosyayı düzgünce hazırlayıp postaya vermekten ibaret değil; insana dokunmak çok önemli. Ben biraz detaycı ve duygusal biriyim. Ayrıntılara önem veririm. Bu hassasiyeti hissedebildiğim bir ekiple çalışmak benim için çok kıymetliydi. Paranın, ofisin ya da dış görünüşün ötesinde; güven, anlayış ve insanî yaklaşım benim için asıl ölçütlerdi. Yaşadığım zorlukları anlattığım zaman her konuda size destek olacağız dendi, bu yaklaşım benim için çok önemliydi.
Herkesin hikâyesi farklı ve her şey zamanında oluyor. Pes etmeden, sağlam adımlarla ve mutlaka profesyonel destek alarak hayallerinizin peşinden gidin.
Büyüleyici. Gerçekten öyle. Hayatımda pek çok şey aynı anda yerine oturdu. Bazen bazı şeylerin olması için gerçekten zaman gerekiyormuş. Bu arada tekrar altını çizmek istiyorum, Okanlaw’da bakış açınız çok önemli. Hastaneye düşünce şöyle yapın, kaza geçirince şunu yapın diye yazıyorsunuz sosyal medyanızda. Sosyal anlamda desteğiniz iyi geliyor. Aylık bültenlerinize bayılıyorum, orada yazan şeyler çok hoşuma gidiyor. Bir şeylere dokunabilmek böyle oluyor işte. Bir dosyayı kaliteli bir şekilde paketleyip postaya vermek değil bence. Bu şekilde insanlara dokunabilmek çok önemli. Ben hisli biriyim biraz, ayrıntıları seviyorum. Bunu yapabilen bir ekip zaten işinin hakkını vererek yapıyordur. Benim için ölçütler bunlar.
NOT: Bu hikâye müvekkilimizin tecrübelerine dayanmaktadır. Başvurular, süreçler ve sonuçlar kişilere ve dosyalara göre farklılık gösterebilir