Müvekkilimiz B.Ç.’nin Evlilik Yoluyla Yeşil Kart Onayı: Kimlik, Cesaret ve Yeni Bir Başlangıç

Virginia’da yaşayan 25 yaşındaki müvekkilimiz B.Ç., 2023 yılında Work & Travel programıyla Türkiye’den  Amerika’ya geldi. Başlangıçta kalıcı bir planı yoktu. Ancak zaman içinde kurduğu hayat, ilişkisi ve kendisi olabildiği alan, onun için yeni bir yol açtı.

Bugün B.Ç., evlilik yoluyla Green Card onayı almış bir müvekkilimiz olarak sürecini samimiyetle paylaşıyor. Bu röportajda; eşiyle tanışma hikâyesini, USCIS mülakatında yaşadıklarını, dil kaygısını, kimliğiyle yüzleşme sürecini ve Yeşil Kart onayını eline aldığında hissettiklerini anlatıyor.

Amerika’ya ilk adım attığınızda hayatınızın hangi noktasındaydınız?
Aslında hiç kalıcı olmayı planlamıyordum. Work & Travel ile gelip üç ay çalışıp döneceğimi düşünüyordum. Daha önce Erasmus’la Avrupa’yı görmüştüm; bu sefer de Amerika’yı deneyimlemek istedim. Bir restoranda çalıştım, farklı ülkelerden insanlarla tanıştım. Sonra hayatımda önemli bir değişim oldu. Kendim gibi gay arkadaşlar edindim ve ilk kez kendim olmaktan çekinmediğim bir ortamda bulunduğumu hissettim. Türkiye’de kimliğimi hep gizlemek zorunda kalmıştım. Aileme hâlâ açık değilim. Ama burada saklanmama gerek yoktu. Bu duyguyu yaşadıktan sonra geri dönmek benim için artık mümkün değildi.

Eşinizle nasıl tanıştınız?
Bir dating uygulamasından, Mayıs 2025’te tanıştık. İlk konuşmalarımızdan sonra bana evlenmeyi teklif etti. Açıkçası bu benim için beklenmedik bir şeydi. Kimsenin beni sevip benimle bir hayat kurmak isteyeceğini hiç düşünmemiştim. Özgüvenim düşüktü, yeni insanlarla tanışmaktan çekiniyordum. Ama onda farklı bir şey vardı. Kısa sürede beni ailesiyle tanıştırdı. Bu benim için alışık olmadığım ama çok değerli bir deneyimdi.

Neden bu kadar etkiledi sizi?
Türkiye’de çoğu şeyi gizli yaşamak zorundayız. Kimliğimizi, ilişkilerimizi, hayatımızı… Ama eşim beni ailesine olduğu gibi tanıttı. Annesi, babası, kardeşi beni kabul etti. Yeğeni bana “amca” diye hitap ediyor. Başta bu açıklık bana çok farklı geldi. Ama aslında olması gerekenin bu olduğunu fark ettim.

Mayıs’ta tanışıp Haziran’da evlendiniz. Bu ilerleyiş nasıl hissettirdi?
Dışarıdan hızlı görünüyor ama bizim için doğal ilerledi. Eşim beni gerçekten anladı. Hatta bazen beni benden daha iyi tanıdığını hissediyorum. Mülakat hazırlığında ben stresliyken eşim hep sakindi. Bana, “Sakin ol, ben seni daha iyi tanıyorum” diyordu. Haklıydı. Kısa sürede hem onun hayatına hem ailesine ait hissetmeye başladım.

Bu ilişki hayatınızı nasıl etkiledi?
Hayatımda ilk kez koşulsuz kabul gördüğümü hissettim. Eşimin ailesi eğitimli ve çok açık görüşlü insanlar. Beni hemen hayatlarına dahil ettiler. Birlikte spor yapıyoruz, sağlıklı yaşamaya çalışıyoruz, birbirimizi motive ediyoruz. Bu dayanışma benim için çok kıymetli.

Eşcinsel bir çift olarak evlilik yoluyla yeşil kart sürecini deneyimlemek nasıldı?
Ben zaten iltica başvurumun da devam ettiğini biliyordum; iki ayrı süreç bir arada ilerliyordu. Yeşil Kart mülakatı tamamen evliliğimize odaklanacaktı ve bu bir anlamda beni rahatlatıyordu. Yani iltica değil, ilişkimiz sorgulanacaktı. Ama şunu da söylemeliyim: Bazı avukatların eşcinsel ilişkilere ne kadar hâkim olduğu konusunda ciddi soru işaretleri olabilir. Okanlaw, bu alanda çok deneyimli bir ekip. Hiçbir şeyi garipsemedikleri gibi farklılıklara da saygı gösteriyorlar. Bu benim için önemli bir fark yarattı.

USCIS memurunun sizi nasıl karşılayacağı konusunda kaygılanıyor muydunuz?
Tabii ki. Mülakata gitmeden önce kapıda bir saat bekledik. Herkesi aldılar, en son biz kaldık. Avukatımız önceden “bazı durumlarda mülakatta gözaltı olabiliyor” demişti. Herkes çıkıp biz kalınca korkuya kapıldık. Eşim paniklemişti, kızarmıştı. Ben de içimden “Dur, sakin ol” diyordum ama oldukça da gergindim. Sıra bize geldiğinde memurun çok sert olduğunu düşündüm. Ama içeri girer girmez bir anda değişti, bizi rahatlatmaya çalıştı. Eşim de zaten o sırada çok güzel konuştu: “Ben onu gördüğüm an karar verdim, onu sevdim” dedi. Bunun etkisi büyük oldu sanırım.

Mülakatta dil konusunda kaygı yaşadınız mı?
İngilizcem var ama böyle bir ortamda kendimi doğru ifade edememekten çekindim. Bu yüzden tercümanla girdim ve bu çok doğru bir karardı. Dil konusunda kaygısı olanlara şunu söyleyebilirim: Tercüman kullanmak bir dezavantaj değil. Aksine kendinizi daha net anlatmanızı sağlar.

Başvuru süreciniz nasıl geçti?
27 Haziran’da evlendik. Ardından hangi belgeler gerekli diye araştırmaya başladım. Fotoğraflar, ortak belgeler, finansal kayıtlar… Hepsini toplamak hem yorucu hem de tuhaf hissettirdi açıkçası. Gerçek bir evlilikti ama bunu kanıtlamamız gerekiyordu. Bir yere gittiğimizde fotoğraf çektirmek istemiyordum ama işin doğası gereği mecburduk. Sonra sürecin böyle işlediğini kabullenip alıştım.

En büyük evrak engeli ne oldu?
Eşimin iki yıllık vergi beyannamesi eksikti. Son bir yılı sunmamız ama geçmiş üç yılı dosyalamamız gerekiyordu. Eşim geçmişe dönük başvuruda bulunmak zorunda kaldı, bu da süreci biraz uzattı. Okanlaw buna önceden hazırlıklıydı, ancak bu konuda başka adayların da hazırlıklı olmasını öneririm. Eşinizin ya da sponsorunuzun vergi kayıtlarını erken kontrol edin.

Gerçek mülakattan önce avukatınızla deneme yaptınız. Bu süreçte sizi en çok şaşırtan ne oldu?İnternette evlilik mülakatlarıyla ilgili videolar izlemiştim ve hepsi çok stresli, çok göz korkutucu görünüyorlardı. Ama asıl hazırlık farklıydı. Avukatımız, memurun ezberlemiş cevaplar değil, gerçek ayrıntılar aradığını söyledi. “Nasıl tanıştınız?” sorusundan çok “Evinizin şemasını çizer misiniz?” gibi beklenmedik sorular gelebilirdi. Biz son üç gün gerçekten çok çalıştık. Ben kurye olarak çalışıyorum; eşim sağ koltukta oturup bana sorular soruyordu, ben de cevaplıyordum. Ne zaman tanıştık, nasıl geçiyor günlerimiz, kim yatağın hangi tarafta yatıyor… Sonra deneme mülakatında ikimiz de çok heyecanlandık. Avukatımız “Ben ikna oldum” dedi ve bu bize çok iyi geldi.

“Cevap ezberleme, hikâyeni anlat” geçişini nasıl yaptınız?
Eşim yardımcı oldu buna. “Ben seni daha çok tanıyorum” diyordu ve bu hem komikti hem de güven veriyordu. Gerçek bir ilişkide zaten cevaplar var, sadece o cevaplara güvenmek gerekiyor. Ezberlemeye çalışınca gergin oluyorsunuz.

Mülakat gününüz nasıldı?
Mülakat yaklaşık 15 dakika sürdü. Daha çok sohbet gibiydi. Nasıl tanıştığımızı, gelecekle ilgili planlarımızı sordular. Eşime, “Bu evlilik gerçek mi?” gibi doğrudan sorular yöneltildi. Eşim çok net bir şekilde “Birbirimizi seviyoruz” dedi. Bu anın belirleyici olduğunu hissettim.

Mülakat artık geride kaldı. Sürecin öte tarafında olmak nasıl bir his?
Çok iyi hissettiriyor. Yeni SSN geldiğinde öyle heyecanlandım ki, “Kalıcı oturum iznim mi var benim şimdi?” diye sordum avukata, inanamıyordum. Bu ülkede artık kalıcıyım. Okula gidebilirim, iş kurabilirim. Kendimi bu ülkeye ait hissediyorum.

Evliliğinizin ABD hükümeti tarafından tanınması sizin için ne ifade etti?
Türkiye’de kendimi her zaman gizlemek zorunda kaldım. Kimliğimi, hislerimi, var oluşumu. Aileme hâlâ söyleyemiyorum. Ama burada resmi bir belgem var artık. Devlet, ilişkimi kabul etti. Bu çok ağır bir anlam taşıyor. Amerika’ya gelince yeniden doğmuş gibi hissettim. Üç yaşındaymışım gibi. Her şeyi yeni öğreniyorum, her şey yeni bir anlam kazanıyor.

Evlilik yoluyla yeşil kart sürecine yeni başlayan birine ne söylersiniz?
Gerçek bir ilişkiniz varsa, hikâyeniz zaten var. Ezberlemeye gerek yok, sadece kendinizi anlatın. Süreç zahmetli görünüyor ama yönetilebilir. Özellikle doğru bir ekiple. Yalnız olan insanlar da çekinmesin. Ben her zaman içime kapanık, yeni insanlarla tanışmaya çekinen biriydim. Ama bir gün bir adım attım ve hayatım değişti. Yeni bir hobi, yeni bir çevre edinmek ve yeni hayat deneyimlerine açık olmak pek çok kapıyı aralıyor.