Yeşil Kart başvurularını 15 Ağustos’ta yaptı, 27 Ekim’de mülakata girdi. Hem I-130 hem de I-485 onayını ise 28 Ekim’de aldı. Bir buçuk yıllık evliliğinin ardından yeşil kart almaya karar veren müvekkilimiz İnci Hanım’ın deneyimini kendisinden dinliyoruz.
Çok stresliydi. Psikolojik olarak üzerimde büyük bir yük vardı. Uykularım, rüyalarım bile etkilenmişti. Kendimi sürekli Türkiye’de, ailemin yanında görüyordum rüyalarımda. Bu sarmaldan çıkamayacakmışım gibi hissediyordum. Onaydan sonra en büyük değişim zihinsel olarak rahatlamak oldu. Daha pozitifim. Artık her şeye “geçecek” gözüyle bakabiliyorum.
Özgürlüğe kavuşamama hissi. Eşimle sürekli “ABD içinde nereye gidelim?” diye plan yapıyorduk. Artık ABD dışını da planlayabiliyoruz. Bu özgürlük hissi paha biçilemez.
Manevi olarak inanılmaz rahatlattı diyebilirim. Süreç zaten çok stresli. Ekipten biri müsait olmasa bile mutlaka başka biri dönüş yapıyordu. Hızlı geri dönüş almak bu süreçte gerçekten çok önemliydi. Yanınızda bir ekip olduğunu bilmek insanı ciddi anlamda rahatlatıyor.
Başvurumuzu 15 Ağustos’ta yaptık. Aslında bir buçuk yıldır evliydik. Belgelerimizi tamamladıktan sonra başvuru yapmaya karar verdik ve tüm dosya 15 Ağustos’ta gönderildi. 27 Ekim’de interview oldu, 28 Ekim’de ise önce I-130, ardından I-485 onaylandı. Onaylar art arda geldi.
Hayır, hiç beklemiyordum. Memur hanım bir hafta içinde sonuçlanabileceğini söyledi. Eve döndükten bir gün sonra onay geldi. Aynı süreçte olan bir arkadaşım 6–7 aydır beklediğini söylüyordu. Onlar çok daha yeni evliydi. Belgelerinin yeterli olmaması süreci uzatmış olabilir.
Ben görüşmeyi daha çok soru-cevap şeklinde, detaylı bir sorgulama gibi bekliyordum ama tam tersine çok sohbet havasında geçti. San Jose Field ofisindeydi. Memur hanım “Nasılsınız, hayat nasıl gidiyor?” gibi sorularla başladı. Spesifik olarak sadece birbirimizin ebeveynlerinin isimlerini sordu. Onun dışında zorlayıcı bir soru gelmedi.

Ben çok gergindim. Ama memur hanım beni özellikle rahatlatmaya çalışıyordu. Çok sıcak, samimi ve anlayışlıydı. Yaklaşık 15-20 dakika sürdü görüşme. Bunun önemli bir kısmı sohbet şeklinde geçti. Biz daha fazla soru beklerken görüşme bitmişti bile.
“Evde kaç kişisiniz?” sorusu geldi. Biz eşimle birbirimize baktık ve “2,5” dedik. Buçuk kısmının köpeğimiz olduğunu söyledik. Konu oradan köpeğimize açıldı. Ben başta köpek fobim olduğundan, birlikte yaşadıkça bunu aştığımdan bahsettim. Memur hanım da kendi kedilerinden söz etti. Yaklaşık 10 dakika boyunca köpeklerden konuştuk. Bu sohbetin ortamı çok yumuşattığını ve sürece olumlu katkı sağladığını düşünüyorum. Bu şekilde bir hayvan sahibi olanlar bundan söz etmekten çekinmesinler, görüşme esnasında gerçekten faydalı oluyor.
Manevi destek benim için çok belirleyiciydi. Uzun süredir ABD’de olduğum için psikolojik yük ağır geliyordu. Eşim bu süreçte stresime, mutluluğuma her şeyime ortak oldu. Bana özgüven verdi. Çok kötümsermişim ama onun desteğiyle süreci daha rahat yönettim.
Görüşme günü belgelerime bakarken “Bunu neden koymuşum?” dediğim fotoğraflar vardı. Yüz maskesi yapmışız, bornozluyuz… Ama sonra fark ettim ki bunlar evliliğin doğallığını gösteriyor. 1,5 yıldır evli olduğumuz için çok fazla ortak fotoğrafımız vardı. En zor kısmı geçmişe dönüp hepsini toparlamaktı.
Evet. Can Bey’in yönlendirmesiyle yakın arkadaşlardan destek mektubu aldım. İki ABD vatandaşı arkadaşımdan mektup getirdim. Görüşme sırasında ek belge sundum. Memur hanım “Bunlar çok iyi, mutlaka ekliyorum” dedi. O an gerçekten “iyi ki yanımda getirmişim” dedim.
Oldu. Özellikle hükümetin göçmenlere yönelik tutumu beni çok strese sokuyordu. Ama şunu fark ettim: Bunlara çok kulak asmamak gerekiyor. Doğru evrakları hazırladıysanız, temiz bir geçmişiniz varsa ve doğru avukatla çalışıyorsanız gereksiz strese girmemek lazım.
İlk iş Kanada’ya gittik geldik. Önümüzdeki yıl için Türkiye ve Avrupa planları yapıyoruz.
Sabır. Uzun süre bu süreçlerin içinde olan biri olarak söylüyorum: Günün sonunda “azmettim ve başardım” demek her şeye değiyor.
Sizin için Yeşil Kart’ı tek kelimeyle özetleseniz?
Özgürlük.
Not: Geçmiş sonuçlar, gelecekte benzer sonuçların elde edileceğini garanti etmez. Her dava kendi koşullarına göre değerlendirilir.